Yabancı uyruklu bir asistan hekim, Türk uyruklu meslektaşıyla aynı klinikte çalışıyor, aynı hastalara hizmet veriyor ve sağlık tesisinin gelir üretimine katkı sağlıyorsa yalnız vatandaşlığı veya eğitim statüsü nedeniyle ek ödemeden tamamen mahrum bırakılabilir mi?
Hukuki sorun nereden doğuyor?
Yabancı uyruklu hekimler, Türkiye’de yabancı öğrencilere ayrılan kontenjanlardan tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık eğitimine kabul edilebiliyor. Uzmanlık eğitimi teorik derslerle sınırlı değil. Asistan hekimler kliniklerde hasta muayenesine, servis takibine, nöbetlere, ameliyatlara ve girişimsel işlemlere fiilen katılıyor.
Türk uyruklu asistanlara sağlık hizmetine katkıları karşılığında taban ve teşvik ek ödemeleri yapılırken yabancı uyruklu asistanlar çoğu zaman bu ödemelerin dışında bırakılıyor. İdareler bu uygulamayı, yabancı uzmanlık öğrencilerinin 209 ve 2547 sayılı kanunlarda ödeme yapılacak personel arasında açıkça sayılmamasına dayandırıyor.
Buna karşılık yabancı asistanlar, ödeme yapılmasını yasaklayan açık bir hüküm bulunmadığını; aynı sağlık hizmetine ve aynı gelirin oluşmasına katkı sağladıkları hâlde vatandaşlık temelinde farklı muameleye maruz kaldıklarını savunuyor. Yargısal tartışma da bu iki yaklaşımın kesiştiği noktada doğuyor.
Tartışma yalnız “öğrenci mi, personel mi?” sorusundan ibaret değildir. Asıl mesele, fiilen sunulan sağlık hizmeti ve üretilen ekonomik katkı karşısında statü farklılığının ödeme yapılmamasını haklı gösterip göstermediğidir.
Hangi ödemeler söz konusu?
Sağlık Bakanlığı Ek Ödeme Yönetmeliğinde ek ödeme, temel ek ödeme ile teşvik ek ödemesinden oluşuyor. Temel ek ödeme de sabit ödeme ve taban ödeme unsurlarını içeriyor. Bu kalemlerin her biri farklı bir hesaplama ve hukuki nedene dayanıyor.
Nöbet ücretinin veya 1219 sayılı Kanun kapsamındaki ödemenin yapılması, taban ve teşvik ek ödemesi tartışmasını ortadan kaldırmıyor. Çünkü bunların amaçları, dayanakları ve hesaplama biçimleri birbirinden farklı.
Başvurudan mahkeme kararına süreç nasıl ilerliyor?
Uyuşmazlık genellikle hekimin çalıştığı kuruma yazılı başvuruyla başlıyor. Başvuruda taban ve teşvik ek ödemelerinden yararlandırılma ve geçmiş döneme ait ödenmeyen tutarların karşılanması isteniyor. Kurum talebi açıkça reddederse ret yazısı; cevap vermezse zımni ret işlemi dava konusu hâline geliyor.
İdare mahkemelerinde genel dava açma süresi, özel bir düzenleme bulunmadıkça altmış gündür. Bununla birlikte başvurunun niteliği, açık veya zımni ret tarihi ve dönemsel parasal haklara ilişkin yerleşik uygulama, her olayda süre hesabını etkileyebilir.
Anayasa Mahkemesi üç kez ihlal kararı verdi
Anayasa Mahkemesi bu konuyu birbirini izleyen üç bireysel başvuruda değerlendirdi. Üç kararda da yabancı uyruklu uzmanlık öğrencileri lehine aynı anayasal sonuca ulaşıldı.
Arif Huseynli ve Diğerleri
Olay: Üniversite hastanelerinde çalışan yabancı uyruklu asistan hekimler, Türk uyruklu asistanlarla aynı sağlık hizmetine katıldıkları hâlde döner sermaye ek ödemesi alamadıkları için idareye ve ardından mahkemelere başvurdu. Davaların reddedilmesi üzerine konu AYM’ye taşındı.
AYM’nin değerlendirmesi: Türk ve yabancı asistanların döner sermaye gelirinin oluşmasına birlikte katkı sağladığı, buna rağmen yalnız yabancı uyruklu olanların ödemeden yararlandırılmadığı tespit edildi. Kamu makamları bu farklılığın nesnel ve haklı nedenini ortaya koyamadı. Ayrıca yabancılara ödeme yapılmasını yasaklayan açık bir hüküm bulunmadığı belirtildi.
Sonuç: Mülkiyet hakkıyla bağlantılı ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine karar verildi. Bu karar, konuya ilişkin temel ve yol gösterici AYM kararı oldu.
KARARIN TAM METNİ →Tural Balayev ve Diğerleri
Olay: Türkiye’deki farklı üniversite hastanelerinde uzmanlık eğitimi gören yabancı uyruklu asistanların ek ödeme talepleri reddedildi. İdari yargıda sonuç alamayan asistanlar bireysel başvuruda bulundu.
AYM’nin değerlendirmesi: Mahkeme, Arif Huseynli kararındaki ilkelerin bu başvurucular bakımından da geçerli olduğunu kabul etti. Fiilen çalışan yabancı asistanlara yalnız açık bir ödeme hükmü bulunmadığı gerekçesiyle ödeme yapılmamasının, mevzuatı anayasal güvenceler ışığında yorumlama yükümlülüğüyle bağdaşmadığını belirtti.
Sonuç: Ayrımcılık yasağının mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak ihlal edildiğine ve ihlalin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına karar verildi. Böylece 2022 tarihli yaklaşım ikinci kez teyit edildi.
KARARIN TAM METNİ →Gunay Nahmadova ve Diğerleri
Olay: Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesinde çalışan yabancı uyruklu üç asistanın ek ödeme talepleri idare ve idari yargı mercilerince reddedildi. Ret kararlarında yabancı öğrencilerin kanunda sayılmadığı ve Türk asistanlarla aynı statüde bulunmadığı kabul edildi.
AYM’nin değerlendirmesi: Mahkeme, olayın önceki iki kararla aynı koşulları taşıdığını ve bu kararlardan ayrılmayı gerektiren yeni bir neden bulunmadığını açıkladı. Vatandaşlık temelindeki farklı muamelenin nesnel ve haklı temelinin yine gösterilemediğini belirtti.
Sonuç: Oybirliğiyle ihlal kararı verildi. Dosyalar, ihlalin sonuçlarının kaldırılması için ilgili idare mahkemelerine yeniden yargılama yapılmak üzere gönderildi. Bu karar, AYM yaklaşımının münferit değil süreklilik kazanmış olduğunu gösterdi.
KARARIN TAM METNİ →AYM’ye göre yabancı uyruklu asistanlara ödeme yapılmasını yasaklayan açık bir kanun hükmü bulunmuyor. Bu nedenle “ödeme yapılmasını emreden açık hüküm yok” gerekçesiyle talebin reddedilmesi yeterli değil. Mahkemelerin mevzuatı Anayasa’nın eşitlik ve mülkiyet hakkı güvenceleri ışığında yorumlaması gerekiyor.
Danıştay kararları ne söylüyor?
Danıştay kararlarında iki farklı hukuki eksen görülüyor. Bir yaklaşım yabancı ve Türk asistanların statü farklılıklarını; diğer yaklaşım ise fiilî çalışma ve sağlık tesisine katkıyı öne çıkarıyor.
Ek ödeme yapılmamasına ilişkin Bakanlık işlemi hukuka uygun bulundu
Davanın konusu: Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastanesinde çalışan yabancı uyruklu bir asistan, daha önce lehine verilmiş kesin mahkeme kararı uyarınca ek ödeme almaya başlamıştı. Bakanlık, 2020 tarihli içtihat aykırılığının giderilmesi kararından sonra yabancı asistanlara bundan böyle ödeme yapılmaması yönünde işlem tesis etti. Bu genel işlemin iptali istendi.
Önceki karar: Danıştay 8. Dairesi, AYM’nin Arif Huseynli kararını dikkate alarak yabancı asistanlara ödeme yapılmamasını ayrımcılık yasağına aykırı bulmuş ve Bakanlık işlemini iptal etmişti.
İDDK’nın değerlendirmesi: Kurul, Türk ve yabancı asistanların aynı hukuki statüde olmadığı sonucuna ulaştı. Yabancı asistanların ayrı kontenjandan yerleşmesini, Türkiye’ye eğitim amacıyla gelmesini, kamu görevlisi statüsünde olmamasını, giderlerinin karşılanacağına ilişkin güvence sunmasını, 1219 sayılı Kanun kapsamında destek ödemesi almasını ve Devlet Hizmeti Yükümlülüğüne tabi olmamasını farklılığın dayanakları olarak gösterdi.
Sonuç: Yabancı asistanlara döner sermaye ek ödemesi yapılmasını sağlayan açık bir kanun hükmü bulunmadığı ve farklı muamelenin statü farklılığına dayandığı kabul edildi. Danıştay 8. Dairesinin iptal kararı oyçokluğuyla bozuldu ve dosya yeniden karar verilmek üzere Daireye gönderildi.
Kararın önemi: Bu karar, yabancı asistanların ek ödeme taleplerine karşı idarenin dayandığı en güncel olumsuz karardır. Bununla birlikte karar oyçokluğuyla verilmiş; karşı oy sahipleri 8. Dairenin iptal kararının onanması gerektiğini belirtmiştir.
KARARIN TAM METNİ →Fiilen katkı sağlayan yabancı asistana ödeme yapılmaması hukuka aykırı değerlendirildi
Davanın konusu: Sağlık Bakanlığının pandemi döneminde ek ödeme yapılmasına ilişkin geçici yönetmelik düzenlemesinin iptali istendi. Bu dava belirli bir asistanın bireysel ret işleminden ziyade düzenleyici hükmün hukuka uygunluğuyla ilgiliydi.
Dairenin değerlendirmesi: Danıştay 8. Dairesi, geçici düzenlemenin pandemi koşullarında idarenin takdir yetkisi içinde kaldığını ve üst hukuk normlarına aykırı olmadığını kabul etti. Ancak kararını bununla sınırlı tutmayarak yabancı uyruklu uzmanlık öğrencilerinin bireysel ek ödeme uygulamasına ilişkin ayrıca açıklama yaptı.
Yabancı asistanlar yönünden tespit: Daireye göre ek ödeme mevzuatı, döner sermayeli sağlık kurumunda görev yapan ve sağlık tesisine fiilen katkı sağlayan kişileri kapsıyor. Gelirin oluşmasına katkıda bulunan yabancı uyruklu uzmanlık öğrencilerine mevzuatın yanlış yorumlanması nedeniyle ödeme yapılmaması, Anayasa’nın 10. maddesindeki ayrımcılık yasağına ve üst hukuk normlarına uygun değil.
Sonuç: Düzenleyici işlemin iptali istemi reddedildi; fakat bireysel ek ödeme talepleri bakımından yabancı asistanlar lehine açık bir hukuki değerlendirme yapıldı.
Kararın önemi: Kararın hüküm kısmı ret olsa da gerekçesi, fiilî çalışma ve sağlık tesisine katkı sağlayan yabancı asistanların bireysel başvuruları bakımından önemli bir lehe dayanak oluşturuyor. Bu yönüyle İDDK’nın statü merkezli yaklaşımından farklı bir eksen benimsiyor.
KARARIN TAM METNİ →Kararlar birlikte nasıl değerlendirilmeli?
AYM’nin üç ayrı ihlal kararı, yabancı uyruklu asistanların Türk uyruklu asistanlarla karşılaştırılabilir durumda olduğunu ve yalnız vatandaşlık temelli farklı muamelenin haklılaştırılamadığını kabul ediyor. Danıştay İDDK ise kabul ve istihdam statüsündeki farklılıkların farklı ödeme uygulamasını meşru kıldığını düşünüyor.
Buradaki belirleyici soru, statü farkının hizmete katkı üzerinden hesaplanan ödemeyle ne ölçüde bağlantılı olduğudur. Ayrı kontenjandan uzmanlık eğitimine kabul edilmek veya mezuniyet sonrasında Devlet Hizmeti Yükümlülüğüne tabi olmamak, aynı klinikte yapılan tıbbi işlemler ve üretilen teşvik puanları bakımından doğrudan bir farklılık yaratmayabilir.
Bir tarafta AYM’nin 2022–2024 arasında süreklilik kazanan ihlal yaklaşımı, diğer tarafta İDDK’nın statü farklılığına dayanan 2025 kararı bulunuyor. Danıştay 8. Dairesinin Haziran 2025 tarihli fiilî katkı değerlendirmesi ise AYM yaklaşımının idari yargıdaki önemini koruduğunu gösteriyor.
Sonuç
Yabancı uyruklu asistan hekimlerin taban ve teşvik ek ödemesi uyuşmazlığı, yalnız personel statüsüne ilişkin teknik bir konu değildir. Aynı zamanda fiilen sunulan sağlık hizmetinin karşılığı, vatandaşlık temelinde farklı muamele, mülkiyet hakkı ve mevzuatın Anayasa’ya uygun yorumlanmasıyla ilgilidir.
AYM’nin üç ayrı ihlal kararı, yabancı asistanlar yönünden güçlü ve süreklilik gösteren bir anayasal zemin oluşturuyor. Danıştay 8. Dairesinin 2025 tarihli kararı da fiilî katkıyı esas alan yaklaşımın idari yargıda karşılığının bulunduğunu gösteriyor. Her somut olayda kurumun hukuki yapısı, hekimin görevleri, çalışma dönemi ve ödeme kayıtları birlikte değerlendirilmelidir.
Kararlar ve mevzuat
İncelemede kullanılan başlıca resmî kaynaklar:
AYM · Arif Huseynli ve Diğerleri · B. No: 2019/39033 AYM · Tural Balayev ve Diğerleri · B. No: 2019/42294 AYM · Gunay Nahmadova ve Diğerleri · B. No: 2021/28305 Danıştay İDDK · E.2023/2867, K.2025/772 Danıştay 8. Daire · E.2021/6301, K.2025/5809 209 sayılı Kanun Sağlık Bakanlığı Ek Ödeme YönetmeliğiÇalışma dönemi, ret işlemi ve ödeme kayıtları birlikte değerlendirilmelidir
Yabancı uyruklu asistan hekimlerin ek ödeme uyuşmazlıklarında kurumun niteliği, uzmanlık dönemi, fiilî çalışma, bordrolar ve idarenin açık veya zımni ret tarihi dava sürecini doğrudan etkiler. Hukuki değerlendirme için bu kayıtların birlikte incelenmesi gerekir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME İÇİN İLETİŞİM →