Av. Samed Ercan
HUKUK & DANIŞMANLIK BÜROSU
İletişim
Özel kanunda farklı bir süre yoksa Danıştay ve idare mahkemelerinde genel dava açma süresi 60 gün, vergi mahkemelerinde 30 gündür. Süre kural olarak yazılı bildirimi izleyen gün başlar. Kamulaştırma, kamu ihalesi, imar, vergi ve bazı personel işlemlerinde daha kısa özel süreler bulunabilir. Bu nedenle kararın tarihinden çok tebliğ tarihi ve özel mevzuat birlikte kontrol edilmelidir.
Hayır. İYUK m.11 kapsamındaki başvuru, dava açma süresini yeniden başlatmaz; yalnızca işlemekte olan süreyi durdurur. Başvuruya kadar geçen günler hesaptan silinmez.
Başvurunun bu sonucu doğurabilmesi için dava açma süresi içinde yapılması ve mevcut idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem tesis edilmesi talebini içermesi gerekir. Başvuru kural olarak üst makama; üst makam bulunmuyorsa işlemi yapan makama yöneltilir.
İdarenin başvuruyu açıkça reddetmesi hâlinde ret cevabının tebliğini izleyen günden; 30 gün içinde cevap vermemesi hâlinde ise zımni ret süresinin dolmasından sonra kalan dava açma süresi yeniden işlemeye başlar. Örneğin genel dava süresinin 60 gün olduğu bir uyuşmazlıkta başvuru 10. günde yapılmışsa, ret veya zımni ret sonrasında yeni bir 60 günlük süre başlamaz; kullanılmamış olan 50 günlük süre işler.
CİMER, bilgi edinme veya genel şikâyet başvuruları içerikleri itibarıyla İYUK m.11’deki talepleri taşımıyorsa süreyi durdurmaz. Başvurunun hangi sistem üzerinden yapıldığından çok içeriği ve yetkili idari makama ulaşıp ulaşmadığı önemlidir. Ayrıca ivedi yargılama ve merkezî veya ortak sınavlara ilişkin özel usullerde İYUK m.11 uygulanmaz.
Hukuki dayanak: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.11, m.20/A ve m.20/B.
Kural olarak hayır. Dava açılması, idari işlemin uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. Geçici koruma için ayrıca yürütmenin durdurulması istenmelidir. Mahkemenin bu kararı verebilmesi için işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanmasının telafisi güç veya imkânsız zarar doğurması koşullarının birlikte bulunması gerekir. Zarar ihtimali; sağlık raporu, atama belgesi, ekonomik kayıt veya başka somut belgelerle açıklanmalıdır.
İYUK m.10 ve m.11 kapsamındaki genel zımni ret süresi 30 gündür. Cevap verilmemesi hâlinde başvurunun reddedilmiş sayıldığı tarih ile bu tarihten sonra işleyecek dava süresi ayrı ayrı hesaplanır. İdarenin kesin olmayan bir cevap vermesi, özel kanunun başka süre öngörmesi veya başvurunun zorunlu idari başvuru niteliğinde olması hesabı değiştirebilir. Başvuru dilekçesi ve evrak kayıt belgesi mutlaka saklanmalıdır.
Anayasal kural yazılı bildirimi esas alır. Bununla birlikte düzenleyici işlemlerde ilan veya yayım, bazı işlemlerde özel bildirim yöntemi ve işlemin bütün unsurlarıyla öğrenildiği durumlar ayrıca değerlendirilebilir. Elektronik tebligatta da iletinin gönderildiği gün ile hukuken tebliğ edilmiş sayıldığı gün aynı olmayabilir. Tebliğ zarfı, e-tebligat kaydı ve öğrenmeyi gösteren belgeler korunmalıdır.
İptal davası, hukuka aykırı idari işlemin hukuki sonuçlarının ortadan kaldırılmasını; tam yargı davası ise idari işlem veya eylem nedeniyle doğan zararın giderilmesini amaçlar. Somut olaya göre bu talepler birlikte ileri sürülebilir veya önce iptal davası açılıp sonucuna göre tazminat istenebilir. İdari eylemden doğan zararlarda dava öncesi kuruma başvuru ayrıca önem taşır.
Uyuşmazlık idari yargının görev alanında olmakla birlikte dava yanlış idare veya vergi mahkemesinde açılmışsa mahkeme, görev ve yetki kurallarını kendiliğinden inceler. Kendisini görevli veya yetkili görmezse davayı bu yönden reddederek dosyanın görevli ve yetkili idari yargı merciine gönderilmesine karar verir. Davacının aynı davayı baştan açması gerekmez; dosya doğru mahkemede görülmeye devam eder.
Buna karşılık uyuşmazlığın idari yargının değil adli yargının görev alanında olduğu anlaşılırsa idari mahkeme davayı görev yönünden reddeder. Bu durumda dosyanın idari yargı içindeki yetki uyuşmazlıklarında olduğu gibi doğrudan bir idare mahkemesine gönderilmesi söz konusu değildir. Görevli yargı kolunda izlenecek usul ve başvuru süresi ayrıca değerlendirilmelidir.
Hukuki dayanak: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.14/3-a ve m.15/1-a.
İdari davada işlemi tesis eden idari makamın yanlış gösterilmesi veya dava dilekçesinde hiç hasım gösterilmemesi, kural olarak davanın reddedilmesine yol açmaz. Mahkeme ilk inceleme sırasında dava konusu işlemi ve dosyadaki belgeleri değerlendirerek doğru davalı idari makamı kendisi belirler ve dava dilekçesinin gerçek hasma tebliğine karar verir.
Yargılama sırasında hasmın yanlış veya eksik belirlendiği anlaşılırsa da gerekli düzeltme yapılarak davaya doğru idari makamla devam edilebilir. Bununla birlikte dava konusu işlemin açıkça gösterilmesi ve işlemi tesis eden makamın mümkün olduğunca doğru belirtilmesi; tebligatın gecikmemesi ve dosyanın sağlıklı ilerlemesi bakımından önemlidir.
Hukuki dayanak: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.14/3-f ve m.15/1-c.
İdari yargıda temel yöntem yazılı yargılamadır; bu nedenle her davada kendiliğinden duruşma yapılmaz. Davacı duruşma talebini dava dilekçesinde, davalı idare ise cevap veya savunma dilekçesinde ileri sürebilir. Duruşma talep etmek tarafın tercihidir; dava duruşma istenmeden de takip edilebilir.
Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalar ile idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal davalarında, taraflardan birinin usulüne uygun talebi üzerine duruşma yapılır. Kanundaki parasal sınırı aşan tam yargı ve vergi davalarında da taraflardan birinin talebi üzerine duruşma yapılması gerekir. Mahkeme, tarafların talebi bulunmasa bile gerekli gördüğü dosyalarda kendiliğinden duruşma yapılmasına karar verebilir.
İstinaf ve temyiz incelemeleri uygulamada çoğunlukla dosya üzerinden ve duruşmasız yapılır. Taraflar duruşma talep edebilse de bu talep mahkemeyi bağlamaz. Duruşma yapılması, ilgili bölge idare mahkemesinin veya Danıştayın gerekli görmesine bağlıdır ve uygulamada istisnai niteliktedir.
Duruşma, dosya karar verilebilecek duruma geldikten sonra gerçekleştirilir. İdari yargı uygulamasında genellikle tek duruşma yapılır ve taraflara iddia ve savunmalarını sözlü olarak açıklama imkânı tanınır. Ancak bu, kanunda düzenlenmiş kesin bir “en fazla bir duruşma” sınırı değildir. Duruşma, adli yargıdaki gibi tanıkların dinlendiği ve bütün delillerin yeniden toplandığı ayrı bir yargılama aşaması değildir.
Duruşma tamamlandıktan sonra kural olarak en geç 15 gün içinde karar verilir. Duruşma sonrasında ara karar verilmesi veya ek bilgi ve belge istenmesi gerekiyorsa karar, ara kararın gereği tamamlandıktan sonra verilir.
Hukuki dayanak: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.17, m.18 ve m.19.
Davanın reddedilmesi ve karşı tarafın avukatla temsil edilmesi hâlinde mahkeme, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca karşı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedebilir. Bu ücret, kişinin kendi avukatına ödediği ücret veya mahkeme harcı değildir; yargılama giderleri kapsamında karşı tarafa yükletilen ayrı bir tutardır.
Davanın kısmen kabul edilip kısmen reddedilmesi, dosyanın usulden sonuçlanması, tarafların temsil durumu veya özel tarife hükümleri ödenecek miktarı değiştirebilir. Uygulanacak tutar, kural olarak karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre mahkemece belirlenir.
Hukuki dayanak: 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi.
Dava konusu kararın tam örneği, tebliğ belgesi, kuruma verilen başvurular ve evrak kayıtları, kurum cevapları, olayların tarih sıralı kısa özeti ve uyuşmazlığı destekleyen belgeler birlikte hazırlanmalıdır. Personel uyuşmazlıklarında atama veya disiplin belgeleri; mali taleplerde bordro ve hesap dökümleri; sağlık veya mazeret işlemlerinde ilgili raporlar önem taşıyabilir.
İdari işlem; bir kamu kurumunun kamu gücüne dayanarak, tek taraflı iradesiyle kişilerin hukuki durumunda değişiklik yaratan işlemidir. Mahkemece iptal edilene ya da idarece geri alınana kadar geçerli ve uygulanabilir kabul edilir (hukuka uygunluk karinesi). Bu nedenle yalnızca dava açmak, kural olarak işlemin uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz.
İptal davası için işlem nedeniyle davacının kişisel, meşru ve güncel bir menfaatinin ihlal edilmiş olması gerekir. Tam yargı davasında ise kural olarak kişisel bir hakkın doğrudan ihlali aranır. Yalnızca "hukuka aykırıdır" düşüncesi dava açmaya yetmez; işlemle aranızda hukuken korunabilir bir bağ bulunmalıdır. Tüzel kişiler ve sendikalar, amaç ve faaliyet alanlarıyla bağlantılı işlemlere karşı dava açabilir.
Dava konusu olabilmesi için işlemin kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte olması gerekir. Hazırlık işlemleri, kurum içi görüşler, teklifler ve henüz hukuki sonuç doğurmayan yazışmalar tek başına dava edilemez. Belirleyici olan belgenin adı değil, doğurduğu hukuki sonuçtur: "olur", "görüş", "uygun bulunmamıştır" gibi bir yazı hukuki durumunuzu kesin biçimde etkiliyorsa dava edilebilir.
Her uyuşmazlıkta zorunlu değildir. Doğrudan ve kesin bir işlem varsa ve özel kanunda zorunlu itiraz yolu yoksa doğrudan dava açılabilir. İdareye başvuru; henüz işlem yoksa, bir işlem/ödeme/statü isteniyorsa veya idari eylem nedeniyle zarar doğmuşsa önem taşır. Başvurunun adı ("itiraz", "şikâyet" vb.) değil, içeriği ve hukuki sonucu esastır.
İlgililer, haklarında davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idareye başvurabilir (atama, yer değişikliği, ruhsat, parasal hak, statü tanınması vb.). Genel kurala göre 30 gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır ve dava açma süresi işlemeye başlar. İdarenin kesin olmayan cevabında ilgilinin beklemesi hâlinde bu bekleme, başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. Özel mevzuattaki farklı cevap süreleri saklıdır.
Kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işleme karşı, dava süresi içinde üst makamdan (yoksa işlemi yapan makamdan) işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması istenebilir. Süresinde ve doğru hukuki içerikle yapılan başvuru işlemekte olan dava süresini durdurur. 30 gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır; açık veya zımni ret üzerine süre kaldığı yerden işler.
Örnek: Tebliğden sonra 10 gün geçmişken başvuru yapılmışsa, ret sonrasında genel 60 günün tamamı değil kalan bölümü işler. CİMER, bilgi edinme veya sıradan şikâyet başvurularının her durumda İYUK m.11 sonucu doğuracağı varsayılmamalıdır.
Bazı özel kanunlarda dava öncesi belirli bir makama itiraz zorunludur; bu yol tüketilmezse "idari merci tecavüzü" nedeniyle dilekçe ilgili makama gönderilebilir. Kurum içinde bir itiraz yolunun bulunması onun her zaman zorunlu olduğu anlamına gelmez; zorunluluk özel mevzuattan belirlenir.
Özel kanunda farklı süre yoksa: Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 gün, vergi mahkemelerinde 30 gün. Ancak birçok alanda 5, 7, 10, 15 veya 30 günlük kısa süreler vardır; genel süreye güvenmek hak kaybına yol açabilir.
Kural olarak yazılı bildirimin (tebliğ) yapıldığı günü izleyen gün başlar. Elektronik tebligatta tarih e-tebligat mevzuatına göre belirlenir; ilanı gereken işlemlerde ilan/yayım tarihi esas alınabilir. İşlem tebliğ edilmeden fiilen uygulanmışsa, işlemin esaslı unsurlarıyla öğrenildiği an değerlendirilir — salt duyum yeterli değildir.
Yönetmelik, tebliğ, genelge gibi düzenleyici işlemlere karşı yayım/ilan tarihinden itibaren doğrudan dava açılabilir. Düzenleyici işleme dayanılarak yapılan bireysel işleme karşı dava açarken; yalnızca bireysel işlem, yalnızca düzenleyici işlem ya da her ikisinin iptali birlikte istenebilir. Düzenleyici işlemin iptali, önceki tüm bireysel işlemleri kendiliğinden ortadan kaldırmayabilir.
İptal davası: hukuka aykırı işlemin ortadan kaldırılması; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurlarından biri/birkaçı yönünden. Mahkeme idarenin yerine geçip yeni karar vermez, işlemin hukuka uygunluğunu denetler.
Tam yargı davası: işlem veya eylem nedeniyle doğan maddi/manevi zararın giderilmesi (yoksun kalınan ücret, tazminat, faiz, tedavi gideri vb.). İptal ve tam yargı birlikte veya ardışık açılabilir.
İdari sözleşmelerden doğan davalar: kamu hizmeti amaçlı idari sözleşme uyuşmazlıkları. Tarafın kamu kurumu olması sözleşmeyi tek başına idari yapmaz; konu, kamu hizmetiyle bağ ve üstün yetkiler birlikte değerlendirilir.
Hayır. İdare mahkemeleri genel görevlidir; vergi/resim/harç uyuşmazlıkları vergi mahkemelerinde görülür. Bazı düzenleyici işlemler ve Cumhurbaşkanı kararlarında ilk derece olarak Danıştay görevli olabilir. İş sözleşmeleri, tapu, bazı sosyal güvenlik işlemleri gibi konularda görevli yargı kolu adli yargı olabilir. Görev kamu düzenindendir; mahkeme kendiliğinden inceler.
Görevin yanında yetkili mahkeme de doğru belirlenmelidir. Genel kurala göre işlemi yapan merciin bulunduğu yer idare mahkemesi yetkilidir; ancak personel, taşınmaz, kamulaştırma, imar, öğrenci işlemleri gibi alanlarda özel yetki kuralları vardır. Personel davalarında görev yeri, atanılan yer, eski görev yeri veya işlemi yapan makamın yeri belirleyici olabilir.
Avukatlar davaları çoğunlukla UYAP Avukat Portal üzerinden e-imza ile açar. Dava tarihi, dilekçenin yetkili mercie kaydedildiği tarihtir; işi son güne bırakmak sistem/harç/belge riskleri doğurur.
İdari işlemden farklı olarak idari eylem; idarenin fiilî davranışı, hizmet kusuru, hareketsizliği veya kamu hizmetinin kötü işlemesi nedeniyle zarar doğmasıdır (kamu binasındaki güvenlik eksikliği, altyapı çalışması, sağlık hizmetinin kusurlu yürütülmesi, kolluk müdahalesi vb.). İdari eylem nedeniyle tam yargı davası açılmadan önce kural olarak ilgili idareye zararların giderilmesi talebiyle başvurulması gerekir; başvuru, eylemin öğrenildiği ve zararın ortaya çıktığı tarihler esas alınarak kanuni süreler içinde yapılmalıdır. İşlem ile eylem karıştırılmamalıdır; yanlış nitelendirme süre hesabını bozar.
İşlem tereddütsüz gösterilmelidir: yalnızca "atamanın iptali" yerine tarih, sayı, atama yeri, tebliğ tarihi ve varsa başvuru ret kararı ayrı ayrı belirtilir. m.11 başvurusu reddedilmişse, asıl işlem ile ret işleminin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Yetki: işlemi yapan makamın kişi/konu/yer/zaman yönünden yetkili olması; yetki-imza devri usulüne uygunluğu.
Şekil/usul: savunma hakkı, disiplin soruşturması, kurul oluşumu, zorunlu görüş, gerekçe, yeter sayı, usulüne uygun tebligat. Her şekil eksikliği iptal gerektirmez; sonucu veya güvenceleri etkileyip etkilemediğine bakılır.
Sebep: dayanak maddi olay ve hukuki nedenlerin gerçeğe uygunluğu; eksik soruşturma, delillerin yanlış değerlendirilmesi sakatlık doğurur.
Konu: sonucun kanuna uygunluğu (kanunda olmayan yaptırım, ölçüsüz ceza, statüye aykırı atama).
Maksat: yetkinin kamu yararı dışında (husumet, siyasi saik, cezalandırma, ayrımcılık) kullanılmaması.
Aşağıdaki karşılaştırmalar, idari yargıda en sık karşılaşılan ödeme kalemlerini bir arada gösterir. Harçlar ile posta avansı ve vekâlet pulu ayrı giderlerdir; ödeme anında UYAP ekranındaki güncel tutar esas alınmalıdır.
| Ödeme kalemi | YD’siz dava 07.05.2026 | YD istemli dava 13.07.2026 |
|---|---|---|
| Başvuru harcı | 732,00 TL | 732,00 TL |
| Karar harcı | 732,00 TL | 732,00 TL |
| Yürütmenin durdurulması harcı | — | 1.206,00 TL |
| Vekâlet suret harcı | 104,00 TL | 104,00 TL |
| Harçlar ara toplamı | 1.568,00 TL | 2.774,00 TL |
| Peşin posta avansı | 2.650,00 TL | 3.710,00 TL |
| Vekâlet pulu | 164,00 TL | 164,00 TL |
| Dava açılışında ödenecek toplam | 4.382,00 TL | 6.648,00 TL |
Avukatlık ücreti bu toplamlara dâhil değildir. Dava vekilsiz açılırsa 104 TL vekâlet suret harcı ile 164 TL vekâlet pulu doğmaz; buna göre vekilsiz toplamlar YD’siz davada 4.114 TL, YD istemli davada 6.380 TL olur. Posta avansı dosyanın özelliklerine göre artırılabilir; kullanılmayan bölüm yargılama sonunda iade edilebilir.
YD hakkında verilen karara karşı kanuni itiraz yoluna başvurulurken alınır. Posta ve diğer giderler bu tutara dâhil değildir.
| Ödeme kalemi | YD’siz istinaf | YD istemli istinaf |
|---|---|---|
| İstinaf başvurma harcı (idare) | 2.002,00 TL | 2.002,00 TL |
| Yürütmenin durdurulması harcı | — | 1.206,00 TL |
| Toplam harç | 2.002,00 TL | 3.208,00 TL |
Bu karşılaştırma yalnızca istinaf başvurma ve YD harçlarını gösterir. İstinaf posta avansı ile dosyanın durumuna göre doğabilecek diğer giderler toplama dâhil değildir. YD istemi bulunmadığında 1.206 TL tutarındaki YD harcı alınmaz.
| Ödeme kalemi | YD’siz temyiz | YD istemli temyiz |
|---|---|---|
| Temyiz başvuru harcı (idare) | 3.608,50 TL | 3.608,50 TL |
| Temyiz karar harcı | 1.526,20 TL | 1.526,20 TL |
| Temyiz YD harcı | — | 1.206,00 TL |
| Toplam harç | 5.134,70 TL | 6.340,70 TL |
Toplamlar yalnızca tabloda gösterilen temyiz ve YD harçlarını kapsar; posta avansı ve dosyaya göre doğabilecek diğer giderler ayrıca hesaplanır.
İdari davanın duruşmalı veya duruşmasız görülmesi, dava harcının tutarını değiştirmez. Bununla birlikte duruşma talebi nedeniyle istenebilecek posta avansı ayrı bir yargılama gideridir ve harç sayılmaz.
Bu tutarlar mahkeme harcı veya kişinin kendi avukatına ödediği ücret değildir. Davanın reddi hâlinde, karşı tarafın avukatla temsil edilmesi durumunda mahkemece hükmedilebilecek maktu karşı vekâlet ücretidir. Kısmen kabul, erken sonuçlanma ve karar tarihindeki tarife gibi nedenlerle somut dosyada farklı değerlendirme yapılabilir.
Dava açmak işlemin yürütmesini kendiliğinden durdurmaz; işlem uygulanacaksa ayrıca YD talep edilir. İki şart birlikte aranır: (1) işlemin açıkça hukuka aykırı olması, (2) uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması. Yalnız biri yeterli değildir.
Açık hukuka aykırılığa örnek: yetkisiz makam, savunma alınmadan ceza, kanunda olmayan şart, kesinleşmiş karara aykırılık. Telafisi güç zarara örnek: aileden uzun süre ayrı kalma, sağlığın ağırlaşması, eğitimin kesintiye uğraması, faaliyetin sona ermesi.
Talep, kanundaki iki şartı tekrar etmekle yetinmemeli; somutlaştırılmalıdır: işlemin neden açıkça hukuka aykırı olduğu, uygulamanın ne zaman başlayacağı, hangi somut zararların doğacağı, zararın neden sonradan giderilemeyeceği, nedensellik bağı ve destekleyici belgeler. Örneğin atamada "aile birliğim bozulacak" demek yerine eşin görev yeri, çocukların eğitimi, sağlık raporları belgelerle açıklanmalıdır.
Mahkeme, vereceği ara kararla dava dilekçesini davalı idareye tebliğ ederek idarenin savunmasıyla birlikte dava konusu işlemin dayanağı olan bilgi ve belgelerin gönderilmesini ister. İdareye tanınan genel cevap süresi tebliğ tarihinden itibaren 30 gündür. Ancak yürütmenin durdurulması istemli dosyalarda mahkeme bu süreyi kısaltabilir ve tebligatın hızlandırılmasına karar verebilir.
Dosyanın incelenmesi sırasında başka bilgi veya belgelere ihtiyaç duyulursa mahkeme ek ara karar da verebilir. İdarenin süresi içinde savunma yapmaması veya istenen belgeleri göndermemesi, mahkemenin süresiz olarak bekleyeceği anlamına gelmez. Verilen süre geçtikten sonra mahkeme, dosyada bulunan bilgi ve belgeleri dikkate alarak yürütmenin durdurulması istemi hakkında değerlendirme yapabilir.
Hukuki dayanak: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.16 ve m.27.
Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında karar verilmesi için kanunda kesin bir süre bulunmamaktadır. Süre; tebligatın tamamlanmasına, idarenin savunma ve işlem dosyasını gönderme zamanına, ek belge gerekip gerekmediğine ve mahkemenin iş yoğunluğuna göre değişir.
İdarenin savunması geldikten veya savunma süresi geçtikten sonra mahkeme, dosyadaki bilgi ve belgeleri yeterli görürse YD isteminin kabulüne ya da reddine karar verir. Yeni bir belge, ek ara karar veya inceleme gerekiyorsa karar süresi uzayabilir.
Acil durumlar: Dava konusu işlem uygulandığında etkisi tükenecek ve telafisi güç veya imkânsız bir zarar doğuracaksa mahkeme, idarenin savunmasını beklemeden geçici olarak yürütmeyi durdurabilir. Sağlıkla ilgili ağır ve acil durumlar buna örnek oluşturabilir; ancak sağlık uyuşmazlığı bulunması tek başına otomatik YD kararı verilmesini sağlamaz. Aciliyet, açık hukuka aykırılık ve doğacak zarar somut belgelerle gösterilmelidir.
Önemli: Kamu görevlileri hakkındaki atama, naklen atama, görev veya unvan değişikliği ile geçici ya da sürekli görevlendirme işlemleri, kanun gereğince kendiliğinden “uygulanmakla etkisi tükenecek işlem” sayılmaz. Hukuki dayanak: İYUK m.27.
Kural olarak mahkeme idarenin savunmasını aldıktan sonra karar verir. Ancak uygulanınca etkisi tükenecek veya çok ağır sonuç doğacak hâllerde (yıkım, sınır dışı, öğrencilik sonlandırma, derhâl uygulanacak atama/çıkarma, faaliyeti durduran ruhsat) savunma beklenmeden geçici YD kararı verilebilir.
İdare mahkemesinin YD kararına karşı süresinde bölge idare mahkemesine itiraz edilebilir. İtirazda önceki iddiaları tekrar yerine kararın hangi değerlendirmesinin hatalı olduğu ortaya konmalıdır. YD reddedilse de davanın esası devam eder; ret, işlemin hukuka uygun bulunduğu anlamına gelmez.
Mahkeme esasa geçmeden dosyayı usulden inceler: görev, yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, kesin-icrai işlem, süre aşımı, husumet, dilekçe şartları. Sonuçta görev/yetki yönünden ret ve gönderme, süre veya ehliyet reddi, husumetin düzeltilmesi ya da dilekçe reddi olabilir. Dilekçe reddi her zaman davanın kesin bitişi değildir; süre içinde yenilenmesine imkân tanınabilir.
Kural olarak her idari işleme karşı ayrı dava açılır. Ancak işlemler arasında maddi veya hukuki bağlılık ya da sebep–sonuç ilişkisi bulunuyorsa tek dilekçeyle dava açılabilir. Birden fazla kişinin müşterek dilekçeyle dava açabilmesi için ise hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması gerekir. Bu şartlara uyulmaması hâlinde, yeniden dava açılmak üzere dilekçenin reddine karar verilebilir.
Hukuki dayanak: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.5, m.14/3 ve m.15/1-d.
Davalı, işlemi tesis eden kamu tüzel kişiliğidir (çoğu zaman ilgili bakanlık veya kamu tüzel kişisi). Yanlış hasım genelde doğrudan ret sebebi değildir; mahkeme doğru hasmı belirleyip dilekçeyi tebliğ edebilir. Yine de doğru belirlenmesi dosyanın sağlıklı ilerlemesi için önemlidir.
İlk inceleme sonrası dilekçe idareye tebliğ edilir; idare savunma ve işlem dosyasını sunar, savunma davacıya tebliğ edilir, davacı cevap verebilir. İdarenin yalnızca sonuç bildiren savunmasına karşı; dosyadaki eksiklikler, yeni gerekçeler, çelişkiler, emsaller, maddi hatalar, takdir yetkisinin sınırları ve ölçülülük ayrıntılı ele alınmalıdır.
İşlem dosyası uyuşmazlığın çözümünde belirleyicidir; idare dayanak bilgi ve belgeleri sunmakla yükümlüdür (başvurular, soruşturma raporları, kurul kararları, puanlama cetvelleri, sağlık raporları, yazışmalar, tutanaklar, elektronik kayıtlar, emsaller). Davacı, sunulmayan/eksik belgelerin getirtilmesini açıkça isteyebilir.
Mahkeme, gerekli gördüğü bilgi ve belgeleri taraflar istemese de isteyebilir ve hukuki nitelendirmeyi kendisi yapar. Ancak bu ilke, davacının hiç açıklama/delil sunmaması anlamına gelmez; işlem, tebliğ tarihi, hukuka aykırılık nedenleri, kişisel durum ve zararlar açık ve düzenli sunulmalıdır.
İdari yargı büyük ölçüde yazılı belge üzerinden yürür. Başlıca deliller: resmî belgeler, kurum kayıtları, tebligat belgeleri, sağlık raporları, personel dosyaları, elektronik yazışmalar, bilirkişi raporları, keşif, istatistik/karşılaştırmalı veriler, emsaller ve mahkeme kararları. Tanık delili yaygın değildir; hukuka aykırı elde edilen kayıtlarda gizlilik ve KVK hükümleri dikkate alınır.
Temel usul yazılıdır; kanuni şartlar varsa veya mahkeme gerekli görürse duruşma yapılır. Talep, dilekçe/savunma/cevapta açıkça belirtilmelidir. Duruşma, dosyada olmayan iddiaların sınırsız ilk kez ileri sürüldüğü aşama değildir.
Teknik/uzmanlık gerektiren konularda (imar, çevre, sağlık, mühendislik, kamulaştırma, mali hesaplama, akademik değerlendirme) bilirkişi incelemesi ve gerekirse keşif yapılabilir. Rapor taraflara tebliğ edilir; itiraz ve çelişkiler süresinde açıklanır. Bilirkişi hukuki değerlendirme yapmaz; nihai hukuki değerlendirme mahkemenindir.
Dilekçelerle sunulması gereken belgelerin sonradan sunulabilmesi için geçerli neden gerekebilir (daha önce elde edilememesi, idarece sonradan sunulması vb.). Belgenin neden geç sunulduğu ve hangi iddiayı desteklediği açıklanmalıdır. Dava süresi geçtikten sonra talep sonucunu tamamen değiştiren yeni talepler ileri sürülemez.
İdareye tanınan takdir yetkisi sınırsız değildir. Mahkeme; kamu yararı/hizmet gereği, eşitlik, ölçülülük, nesnellik, tutarlılık, gerekçe, maddi olayların doğruluğu, ayrımcılık yasağı ve yetkinin amacı yönünden denetler. Mahkeme kimin atanacağına karar vermez; ama tercihin hukuka uygun ölçütlere dayanıp dayanmadığını denetler. "Takdir yetkisi vardır" savunması işlemi tek başına hukuka uygun kılmaz.
Özellikle disiplin cezaları, görevden uzaklaştırma, ruhsat iptali, yasaklama ve yer değiştirmede ölçülülük incelemesi önem taşır.
Aynı/benzer durumdakilere farklı uygulama, nesnel ve makul bir gerekçeye dayanmalıdır. Davacı emsal belgelerle eşitliğe aykırılığı ileri sürebilir; ancak hukuka aykırı bir emsal, aynı aykırılığın kendisine de uygulanmasını isteme hakkı doğurmaz. Emsaller, idarenin tutarsızlığını ve ayrımcı/gerçeğe aykırı gerekçesini göstermede önemlidir.
Dava sırasında işlem geri alınır veya talep tamamen karşılanırsa "karar verilmesine yer olmadığı" gündeme gelebilir; yine de davacının güncel hukuki yararının sürüp sürmediği değerlendirilir.
İptal kararı işlemi kural olarak tesis edildiği tarihten itibaren ortadan kaldırır. İdare yalnızca metni kaldırmakla yetinemez; kararın gerekçesine uygun işlem yapmak zorundadır (ör. iptal edilen atamada eski göreve döndürme, mahrum kalınan hakların değerlendirilmesi). İptal, her zaman kişinin istediği işlemin doğrudan yapılması anlamına gelmez.
Anayasa gereği idare mahkeme kararlarına uymak zorundadır; kararlar değiştirilemez ve yerine getirilmesi geciktirilemez. İdare, esasa ve YD’ye ilişkin kararları gecikmeksizin uygular; azami süre kararın tebliğinden itibaren 30 gündür. Bu, keyfî 30 gün erteleme hakkı vermez; YD kararları süratle uygulanmalıdır.
İdare kararı hiç uygulamaz, eksik uygular veya etkisini ortadan kaldıracak yeni işlem yaparsa: yeni işlemin iptali için dava, maddi/manevi tazminat, kararın uygulanması için başvuru, sorumlu görevliler yönünden hukuki yollar ve bireysel başvuru koşulları değerlendirilebilir. Biçimsel uygulama yeterli değildir; kararın gerekçesi etkisiz kılınamaz.
İptal sonrası yoksun kalınan ücret ve özlük hakları gündeme gelebilir; hangi kalemlerin ödeneceği somut olaya göre değişir: mali kayıpla nedensellik, fiilen çalışma şartı aranan ödemeler, ek ödeme/tazminatın niteliği, faiz başlangıcı, iptal davasında parasal hak istenip istenmediği, ayrı tam yargı davası gerekip gerekmediği. İptal, tüm hakların otomatik ödeneceği anlamına gelmeyebilir.
İdare/vergi mahkemelerinin bazı nihai kararlarına karşı bölge idare mahkemesine istinaf edilir; süre kural olarak tebliğden itibaren 30 gündür. İstinaf hem maddi hem hukuki inceleme yapar: başvuruyu reddedebilir, ilk derece kararını kaldırıp yeniden karar verebilir, usul eksikliğinde geri gönderebilir. Kesin kararlar ve güncel parasal sınırın altındaki bazı uyuşmazlıklar istinafa kapalı olabilir.
Bölge idare mahkemelerinin kanunda sayılan kararları Danıştay’da temyiz edilebilir; süre tebliğden itibaren 30 gündür. Danıştay hukuka uygunluğu denetler: onama, bozma, düzelterek onama veya usulden ret. Bozma üzerine dosya yeniden karar için ilgili bölge idare mahkemesine gönderilebilir. Her istinaf kararı temyize açık değildir.
İlk dilekçenin tekrarı yeterli değildir. Kararın özeti, hatalı görülen değerlendirmeler, incelenmeyen iddialar, delillerin yanlış değerlendirilmesi, usul aykırılıkları, içtihat/mevzuata aykırılık ve gerekçe-hüküm çelişkileri ayrı ayrı gösterilir; hangi bölümlere itiraz edildiği açıkça belirtilir. Başvuru kural olarak uygulamayı durdurmaz; gerekirse YD istenir.
İstinaf-temyiz sistemine geçişle karar düzeltme yolu büyük ölçüde kaldırılmıştır; uyuşmazlığın tabi olduğu özel kanun, karar tarihi ve geçiş hükümleri dikkate alınmalıdır. Kesinleşmiş kararın yeniden incelenmesini sağlayan olağanüstü yollar sınırlıdır.
Kesinleşmiş kararlara karşı kanunda sınırlı sayıda sebeple istenebilir: sonradan önemli belge ele geçmesi, karara esas belgenin sahteliği, bilirkişinin gerçeğe aykırı raporu, hile, çelişkili kesin kararlar, AİHM/AYM kararının yeniden yargılama gerektirmesi vb. Bu, her durumda başvurulabilecek yeni bir temyiz yolu değildir.
Olağan kanun yolları tüketildikten sonra, ortak koruma altındaki bir temel hakkın ihlali ileri sürülüyorsa AYM’ye bireysel başvuru yapılabilir (adil yargılanma, mahkemeye erişim, gerekçeli karar, makul süre, mülkiyet, özel/aile hayatı, eğitim, ayrımcılık yasağı, sendika hakkı, masumiyet karinesi). Süre kural olarak nihai kararın öğrenilmesinden itibaren 30 gündür. Yeni bir temyiz yolu değildir.
İç hukuk yolları tüketildikten sonra Sözleşme kapsamındaki bir hakkın ihlali için AİHM’e başvuru değerlendirilebilir: iç hukuk yollarının tüketilmesi, iddianın özü itibarıyla iç hukukta ileri sürülmesi, süreye uyum, hakla ilgili olma, önemli zarar ve usulüne uygun form gerekir. AİHM üst temyiz mahkemesi değildir.
Davacı kesin karara kadar feragat edebilir; bu, davayı sona erdiren ağır sonuçlu tek taraflı işlemdir. Feragatten sonra aynı işleme yeniden dava, özellikle süre geçmişse mümkün olmayabilir. İdarenin sözlü vaadine güvenip feragat etmek ciddi hak kaybı doğurabilir; feragattan önce işlemin gerçekten (yazılı) geri alınıp alınmadığı, geçmiş hakların karşılanıp karşılanmadığı kontrol edilmelidir.
İdare dava sürerken işlemi geri alabilir (geçmişe etkili), kaldırabilir (geleceğe etkili) veya değiştirebilir. Kaldırma geçmiş sonuçları tümüyle silmeyebilir; bu hâlde iptal/tazminat yönünden hukuki yarar sürebilir. Yeni işlem tesis edilirse, öncekinin devamı niteliğinde olup olmadığı ve ayrıca dava gerekip gerekmediği değerlendirilir.
Aynı sebepten doğan veya biri diğerini etkileyen davalar arasında bağlantı bulunabilir; dosyalar birlikte incelenebilir. İdari davanın sonucu başka bir mahkeme/kurum kararına bağlıysa mahkeme bunu bekletici mesele yapabilir. Ceza davası ile idari yargı arasındaki bağ her olayda ayrı değerlendirilir.
Aynı olay hem ceza hem disiplin soruşturmasına konu olabilir. Beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı disiplin cezasını otomatik hukuka aykırı kılmaz; ancak kararın gerekçesi önemlidir (fiilin hiç gerçekleşmediği, kişinin işlemediği, delilin sahteliği kesinse güçlü etki doğurur). İdare, ceza dosyasını hiç değerlendirmeden veya kesinleşmiş olgulara aykırı karar veremez.
Süre; mahkemenin iş yükü, uyuşmazlığın niteliği, belge sayısı, bilirkişi/keşif ihtiyacı, idarenin cevap süresi, ara kararlar ve istinaf/temyiz yollarına göre değişir. YD, esas karardan önce incelenen geçici korumadır ama her dosya için aynı kesin süre yoktur. Davanın uzama ihtimali, dava süresinin kaçırılmasını haklı kılmaz — önce süre korunmalıdır.
Zorunlu değildir; kişi kendi davasını takip edebilir. Ancak idari yargı; hak düşürücü süreler, özel görev-yetki kuralları, başvuruların süreye etkisi, işlemin nitelendirilmesi, iptal-tam yargı ilişkisi, YD şartları ve kanun yolları bakımından tekniktir. Özellikle görevden çıkarma, disiplin, atama/yer değiştirme, ruhsat iptali, kamulaştırma ve yüksek tutarlı işlemlerde hukuki yardım, hak kaybı riskini azaltır.
Hak kayıplarının çoğu esasa değil usule ilişkindir. En sık karşılaşılanlar:
İdari yargı, kamu gücü karşısında kişilerin hak ve menfaatlerini koruyan temel mekanizmalardan biridir. Ancak işlemin hukuka aykırı olması tek başına yeterli değildir: dava doğru sürede, doğru mahkemede, doğru işleme karşı ve doğru taleplerle açılmalıdır.
Bu sayfadaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık veya belirli bir uyuşmazlık hakkında kesin görüş niteliğinde değildir. Dava ve başvuru süreleri hak düşürücü olabileceğinden, somut işlemin tebliğ tarihi ve tabi olduğu özel mevzuat ayrıca incelenmelidir. Parasal sınırlar ve bazı usul hükümleri dönemsel değişebildiğinden, işlem/başvuru tarihinde yürürlükteki güncel mevzuat esas alınmalıdır.
İletişim formunun gönderilmesi tek başına dava veya başvuru süresini durdurmaz.